Bitlis
Bölgenin en eski yerleşim birimlerinden biri olan il ve çevresi; el değmemiş doğası, tarihin hemen her dönemine tanıklık eden anıtsal yapıları ve her zaman dinamik bir şekilde varlığını sürdüren kültürü ile adeta doğuda keşfedilmeyi bekleyen bir hazinedir.
Tarih boyunca Pers, Asur, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerinin kucak kucağa birleştiği Bitlis tarihsel yapıların ağırlıkta olduğu bir vadi içinde kurulduğundan "Vadideki Güzel Şehir" diye de anılır.
Bitlis; tarihe, siyasete, bilime, sanata, felsefeye yön vermiş; İdris-i Bitlis, Şerefhan, Müştakbaba, Şems-i Bitlis gibi çok sayıda şahsiyeti bağrından yetiştirmiş, ayrıca dönemin üniversiteleri olarak kabul edilen Ihlasiye medresesi, Yusufiye Medresesi, Hatibiye Medresesi gibi bilim merkezlerini Anadolu kültürüne armağan etmiş bir ilim ve irfan yuvasıdır.
Havası, suyu, dağları, kışın beyaz, yazın yemyeşil görüntüsü ile Bitlis, bir yeryüzü cennetidir. Türkiye´nin en büyük yanardağı olan eşsiz doğa harikası Nemrut Dağı ve krater Gölü, Tatvan, Ahlat, Adilcevaz Ilçelerimizin bir hilal şeklinde kucakladığı uçsuz bucaksız görüntüsü ile Van Gölü, Süphan Dağı, Beş Minaresi, Şifalı suları ve misafirperver insanı ile Bitlis, tarih ve doğanın kucaklaşmasını en güzel şekilde sergileyen şirin bir ilimizdir.
Valiliğimiz, Bitlis´in bu özellikleri sebebiyle üç yıldan bu yana Bitlis, Ahlat ve Adilcevaz´da bir çok tarihi eserin restorasyonuna, Bitlis kalesinde kazı çalışmalarına başlanmış, Türkiye´nin en çok kar yağışını alması ve kayak sporuna uygun alanları bulunması değerlendirilerek Il ve İlçelerimize kayak tesisleri yapılmıştır.
Bu potansiyeli ile Bitlis, ülkenin, batı ve Akdeniz sahillerine sıkışmış turizmine hem doğuda açılmış bir pencere, hem de sahip olduğu zenginliklerle üzerine düşeni yapmaya hazır ve keşfedilmeyi bekleyen turizm cennetidir.